Almanya merkezli Alman Uluslararası Politika ve Güvenlik Politikaları Enstitüsü (SWP), Türkiye'nin savunma sanayisinde son yıllarda gerçekleştirdiği atılımı konu alan kapsamlı bir analiz yayımladı. Analizde, Türkiye'nin yalnızca insansız hava araçlarıyla değil; zırhlı araçlar, hassas mühimmatlar, savunma elektroniği ve havacılık teknolojileri gibi geniş bir üretim kapasitesiyle uluslararası pazarlarda güç kazandığına dikkat çekildi.

Türkiye'nin savunma sanayisinin artık sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarını karşılayan bir yapı olmaktan çıktığı, üç kıtaya uzanan ihracat ağı ve genişleyen üretim ekosistemiyle küresel ölçekte önemli bir aktöre dönüştüğü vurgulandı. Özellikle Afrika'daki Türk savunma varlığı ile Avrupa ile gelişen sanayi ilişkileri analizde öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Son 20 yıldaki dönüşüm ve proje hacmi

SWP analizinde, Türkiye'nin savunma sanayisinde son 20 yılda yaşadığı dönüşüm rakamlarla aktarıldı. 2002 yılında 56 olan savunma şirketi sayısı 2020'de yaklaşık 1.500'e yükselirken, 2026 yılı itibarıyla sektörde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) sayısının yaklaşık 4 bin 500'e ulaştığı belirtildi.

Savunma sanayisi projelerindeki artışın da büyümenin boyutunu gösterdiği ifade edildi. 2002 yılında 62 olan proje sayısının 2024 yılında 1.000'in üzerine çıktığı kaydedildi. Savunma Sanayii Başkanlığı verilerine dayandırılan analizde, ihale aşamasındaki projeler de dahil olmak üzere toplam proje hacminin yaklaşık 90 milyar dolara ulaştığı ve bu hacmin 20 yılda 16 kat büyüdüğü belirtildi.

İhracat rakamlarında yeni rekorlar

Türk savunma sanayisinin uluslararası pazarlardaki yükselişinin en somut göstergelerinden biri olan ihracat rakamları, 2024 yılında 7 milyar 154 milyon dolar seviyesindeyken, 2025 yılında 10 milyar 50 milyon dolarla yeni bir rekora ulaştı. Ayrıca yeni imzalanan sözleşmelerin toplam değeri de 2024'teki 10 milyar dolar seviyesinden 2025'te 17,8 milyar dolara yükseldi.

Analizde Baykar'ın küresel başarısına da değinildi. Şirketin Bayraktar TB2 platformuna yönelik ihracat sözleşmelerinin 36 ülkeyi kapsadığı ve 2022 yılından bu yana çok yıllı sipariş birikimine sahip olduğu belirtildi. Türkiye'nin insansız hava aracı alanındaki küresel ağırlığını gösteren bir diğer veri ise, 2018-2023 döneminde Türkiye'nin, Çin ve ABD'nin de dahil olduğu silahlı insansız hava aracı satışlarının yüzde 65'ini gerçekleştirdiği yönünde oldu.

Satışlarda Baykar'ın yanı sıra Türk Havacılık ve Uzay Sanayii'nin (TUSAŞ) ANKA ve AKSUNGUR modellerinin de önemli rol oynadığı ifade edildi.

Afrika kıtasındaki stratejik varlık

Türkiye'nin Afrika kıtasında giderek genişleyen savunma sanayi ağına analizde geniş yer verildi. Afrika'nın, Türk savunma sanayisi için yalnızca bir ihracat pazarı değil, aynı zamanda üretim kapasitesinin devamlılığını destekleyen stratejik bir alan haline geldiği belirtildi. SIPRI verilerine dayandırılan analizde, Türkiye'nin Sahra Altı Afrika'ya gerçekleştirdiği silah transferlerindeki payının 2019-2023 döneminde yüzde 6,3 iken, 2021-2025 döneminde yüzde 11'e yükseldiği aktarıldı.

Bu artışla birlikte Türkiye'nin, Fransa'yı geride bırakarak Çin ve Rusya'nın ardından bölgenin üçüncü büyük silah tedarikçisi konumuna geldiği kaydedildi. Türk zırhlı araçlarının kıta genelindeki yaygınlığına da değinilen analizde, Otokar'ın COBRA modelinin en az 14 Afrika ülkesinde kullanıldığı, Türk zırhlı araçlarının Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği'nin barış koruma misyonlarında da görev yaptığı belirtildi.

Nurol Makina'nın Kenya ile 2021 yılında imzaladığı yaklaşık 91,4 milyon dolarlık anlaşma ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne 2024 yılında gerçekleştirilen tahmini değeri 75 milyon dolarlık Hızır MRAP aracı teslimatı da analizde yer alan bilgiler arasında bulundu.

İnsansız hava araçları ve ASELSAN'ın etkisi

Türkiye'nin Afrika'daki savunma sanayi varlığının yalnızca zırhlı araçlarla sınırlı olmadığı, yaklaşık 18 Afrika ülkesinin Türk insansız hava araçlarının alıcısı olduğu bildirildi. Baykar'ın TB2 ve AKINCI, TUSAŞ'ın ANKA platformları ile Roketsan'ın MAM serisi mühimmatları bu ekosistemin parçaları olarak gösterildi. Burkina Faso, Çad, Etiyopya, Libya, Fas, Mali, Nijer, Nijerya, Somali, Sudan, Togo ve Tunus gibi ülkeler Türk sistemlerinin kullanıldığı yerler arasında sıralandı.

İhracatın sadece hava araçlarıyla sınırlı kalmadığı; yer kontrol istasyonları, haberleşme ekipmanları, elektro-optik sistemler, eğitim ve bakım paketlerinin de sunulduğu belirtildi. ASELSAN'ın ekipmanlarının ise 21 Afrika ülkesinde hizmet verdiği kaydedildi. Şirketin 2024 yılında 217 milyon dolarlık doğrudan ihracat gerçekleştirdiği, diğer şirketlerin sistemlerine entegre edilen ürünler üzerinden ise 291 milyon dolarlık dolaylı ihracat yaptığı aktarıldı.

Avrupa savunma sanayisi ile ilişkiler

Türkiye'nin Avrupa savunma sanayisiyle giderek güçlenen ilişkileri analizde dikkat çeken bir diğer nokta olarak sunuldu. Türkiye'nin yalnızca küresel pazarlarda büyüyen bir aktör olmadığı, aynı zamanda Avrupalı şirketlerle üretim ve teknoloji alanlarında giderek daha fazla bağlantı kurduğu vurgulandı. Türk ve Avrupalı şirketlerin insansız sistemler, deniz platformları, savunma elektroniği, sensörler ve zırhlı araçlar gibi alanlarda hem rekabet ettiği hem de iş birliği yaptığı belirtildi.

Özellikle İtalya, İspanya ve İngiltere'deki Avrupalı şirketlerin, Türkiye'nin ticari ve siyasi ağları bulunan üçüncü ülke pazarlarına ulaşmak için Türk firmalarıyla iş birliğine ilgi gösterdiği ifade edildi. Ortak üretim, çok uluslu savunma programları ve Avrupa finansman mekanizmalarına erişim gibi başlıkların, önümüzdeki dönemde Türkiye ile Avrupa arasındaki sanayi ilişkilerini daha da geliştirebileceği değerlendirildi.

Analiz, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişinin yalnızca insansız hava araçlarıyla açıklanamayacağını; geniş üretim kapasitesi, rekor ihracat rakamları ve farklı kıtalara yayılan iş birliği ağıyla Türk savunma sanayisinin küresel ölçekte giderek daha kritik bir konuma ulaştığını belirterek sonuçlandı.