Ata Yatırım tarafından yayımlanan ekim ayı strateji raporunda, Borsa İstanbul'un mevcut durumu analiz edildi. Rapora göre, yatırım fonlarındaki olumsuz gelişmelerin ardından BIST 30 başta olmak üzere birçok hisse senedinde gerileme yaşanırken, Borsa İstanbul'un piyasa değeri/GSYİH oranı 0.14x seviyesine kadar geriledi. Bu oran, 0.21x olan tarihsel ortalamanın yüzde 35 altında bulunuyor.

Raporda, piyasa değerinin GSYİH'deki değişimlere kıyasla nasıl değerlendiğini görmek için bu oranın sağlıklı bir gösterge olduğu ifade edildi. Analizlerde ABD doları cinsinden son dört çeyreğin nominal GSYİH verileri ile BIST 100 Endeksi'nin günlük kapanış değerlerinin kullanıldığı belirtildi. Geçmiş dönemlerde de 2001 krizi, 2008 küresel krizi ve FETÖ darbe girişimi gibi süreçlerde borsanın tarihsel ortalamanın altına sarktığı kaydedildi.

Ekonomik göstergeler ve jeopolitik riskler

Türkiye borsasının, MSCI uyarıları sonrası diğer gelişmekte olan ülke borsalarına kıyasla yüzde 7 daha kötü performans gösterdiği dikkat çekti. Raporda, 2026 yılında Türk hisse senetlerinin toparlanması yönündeki beklentilerin, Şubat 2026'dan itibaren artan jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle kısa ömürlü olduğu belirtildi. Türkiye'nin petrol ithalatçısı olması sebebiyle yüksek enerji fiyatlarının enflasyon ve faiz düşüş beklentilerini ertelediği ifade edildi.

Önümüzdeki 18 ay boyunca piyasayı yönlendirecek beş temel faktör olarak; Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler ve Rusya-Ukrayna krizi, küresel ticaret politikaları, enflasyon ile para ve maliye politikaları, iç siyasi meseleler ile fon gelişmeleri ve kurumsal yönetişim konuları sıralandı.

Petrol fiyatları ve faiz beklentileri

Temel senaryoda, ABD ile İran arasında bir anlaşma sağlanması ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasıyla petrol fiyatlarında normalleşme beklendiği aktarıldı. Türk ekonomisinin Brent petrolün varil başına 80-95 dolar aralığına uyum sağlayabileceği, ancak fiyatların 100-110 dolar seviyelerini aşması durumunda cari işlemler dengesi ve GSYİH büyümesinin baskı altında kalabileceği öngörüldü.

TCMB'nin %37'lik politika faizi ile sürdürdüğü sıkı duruşun, petrol fiyatlarındaki normalleşme varsayımıyla dördüncü çeyrekte kademeli bir düşüşle devam edebileceği tahmin ediliyor. Enflasyonun 2025'teki %31 seviyesinden 2026'da %28'e düşeceği varsayımıyla, politika faizinin Temmuz 2026'daki %37 seviyesinden 2026 sonu itibarıyla kademeli olarak %35'e ineceği öngörülüyor. Ayrıca 2026 yılında %3.0 oranında bir reel büyüme bekleniyor.