DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Sermaye piyasalarında yaşanan 'fon' vurgununa değinen Babacan, piyasalardaki mevcut durumu bir 'deprem' benzetmesiyle nitelendirdi. Yaşananların doğal bir gelişme olmadığını ifade eden Babacan, 'Deprem diyoruz ama bu el yapımı, ev yapımı bir hadise, bir doğal hadise değil' dedi.
Türkiye'nin tarihi bir piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıya kaldığını belirten Babacan, bu durumun Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesindeki tanıma uygun olduğunu söyledi. Söz konusu hadisenin uzun süre devam edebilmesini, siyasi iktidar ve bürokrasiden gelen desteğe bağlayan Babacan, Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının normal şartlarda en küçük dolandırıcılığı bile anında yakalayabilecek güçlü bir altyapıya sahip olduğunu vurguladı.
Sorunun teknik altyapıdan ziyade insan faktöründen kaynaklandığını dile getiren Babacan, kadroların ahlaki erozyona uğraması durumunda en sağlam hukuk ve işlem altyapısının bile işlevsiz kalacağını savundu. Babacan, mevcut durumun kamu imkanlarının belirli kişilere aktarılmasıyla ilgili olduğunu iddia etti.
Yatırımcı kaybı ve piyasa değerindeki düşüş
Sermaye piyasalarındaki değer kaybının boyutlarına ilişkin rakamlar paylaşan Babacan, 131 fonla ilgili kısmın yaklaşık 800 milyar TL (16 milyar dolar) mertebesinde olduğunu belirtti. Bu durumun yarattığı güvensizliğin, eylülden bu yana sermaye piyasalarında 150 milyar doları aşan bir değer kaybına yol açtığını ifade etti.
Bireysel yatırımcı sayısındaki değişime dikkat çeken Babacan, eylül başında 7 milyon olan bireysel yatırımcı sayısının 6,5 milyona doğru gerilediğini söyledi. Türkiye'deki 27 milyon hanenin 7 milyonunu doğrudan etkileyen bir süreçle karşı karşıya olunduğunu belirtti.
TBMM'de komisyon kurulması çağrısı
Sermaye piyasalarındaki kötüleşmenin durması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir komisyon kurulması gerektiğini yineleyen Babacan, ilgili listenin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Sorumluların ortaya çıkarılması ve şeffaflığın sağlanması gerektiğini belirten Babacan, iktidara seslenerek, 'Eğer bu listeyi açıklamazsanız, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinde komisyon kurmazsanız, bunun üstünü örtme eğilimine devam ederseniz bu piyasalarda kötüleşme durmaz. Daha kötüye, daha kötüye gider' dedi.
Suçluların en ağır cezayı alması gerektiğini savunan Babacan, dolandırıcılık yapanların yanına kâr kalması durumunda uluslararası ve yerli yatırımcıların Türkiye'nin sermaye piyasalarına bir daha asla yatırım yapmayacağı uyarısında bulundu. Babacan, suçlulara ceza verilmemesinin dolandırıcılığı teşvik edeceği görüşünü paylaştı.
Bütçedeki faiz ödemeleri eleştirisi
2027 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Babacan, en büyük harcama kaleminin faiz ödemeleri olduğunu söyledi. Bütçede faiz için ayrılan ödeneğin 3 trilyon 975 milyar TL seviyesinde olduğunu belirten Babacan, bu rakamın gelecek yılın ortalama kuruyla yaklaşık 70 milyar dolara tekabül ettiğini ifade etti.
Yüksek faiz ödemelerini ekonomik yönetime duyulan güven eksikliğiyle ilişkilendiren Babacan, 'Bu 4 trilyonu gelecek senenin ortalama kuruyla hesap ettiğinizde 70 milyar dolar ediyor. 70 milyar dolarlık faiz ödemesi var devletin. Bunun tek sebebi kötü yönetim' dedi. Faizlerin düşmesinin yolunun güven ve ülke risklerinin düşürülmesi olduğunu belirten Babacan, bu kaynağın her yıl faize gitmesinin ülke adına büyük bir kayıp olduğunu söyledi.



